
Serinin 3. maçı tam bir karnaval gibiydi. Sanıyorum ki tüm izleyenler basketbola doymuştur. En azından ben ağzıma kadar basketbol doldum. Hepimiz Orlando'nun kazanacağını tahmin ediyorduk ama bu denli müthiş hücum edeceklerini tahmin edenlerin sayısı üç-beşi geçmez.

İlk yarı sonucunda Orlando Magic'in iç saha yüzdesi %75'ti. Bu da finallerde yapılan en yüksek yüzde. Kaan Kural'ın da bahsettiği gibi "%45 sınır yüzdedir. Altı kötü, üstü iyidir. 50 iyidir. 55 harikadır. 75'i karşılayacak bir cümle kuramıyorum." Gerçekten öyleydi. Ama ilginçtir Magic bu yüzdeyle attığı sürece Lakers her zaman öndeydi. Gasol çok sağlam oynadı. Ariza her zamanki gibi Hido'yu çok yıprattı. Ancak bu yüksek yüzde maç bitene kadar Orlando'nun yanındaydı.
Koskoca Orlando tamamen kusursuz muydu? Hayır tabi. İlk yarıda aksayan parçalardan biri Rashard Lewis'ti. Lewis önceki maçlardaki performansından biraz ödün vermiş gibiydi. Gerçi ikinci yarı açıldı birkaç ceza üçlüğüyle beraber.

Neyse laf kalabalığı yapmaktansa 4. maçı beklemek gerek. Tek bir tavsiyem var "serinin kader maçı" söylemlerine kulak asmayın. Sonuçta bu final serisi. Her maç kader maçı olmak zorunda.
Aşağıdaki resim ise maçı bitiren top çalma:

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder